4 Mayıs 2011 Çarşamba

Öyle Bir Geçer Zaman Ki 32. Bölüm 3 Mayıs 2011

Ne Diyor Siz Türkler? Kısmet...

Cemile’nin Ali Kaptan’ı öldürmeyeceğini, öldüremeyeceğini, öldürmesi durumunda dizinin biteceğini zaten biliyorduk geçen haftadan.  Ha polislerin bok var gibi olaya dahil olmasından kaynaklı öldüremedi ve kendine kalsa o bıçağı saplar mıydı emin olamıyoruz. Eh, yok kaç yıllık kocam, yok çocuklarımın babası mantalitesiyle saplayacağına inanmıyordum ben şahsım adına, en kötü denize atar diyordum. Ali’nin hal ve tavırlarına değinecek olursak, bu adam çoluğunu çocuğunu evinden yuvasından atarken de, kaç yıllık karısını tehdit edip duvara çarparken de, anasının dizinin dibinde günah çıkarırken de, karısına kendisini oracıkta gebertmesi için yalvarırken de soğukkanlı! O tek parmağını sallayarak 30 küsür bölümdür diziyi götürüyor Ali Kaptan.
Polislerin gelmesi ise Ali Kaptan’ın siki tuttuğunun resmiydi. Karolin’in ise şartsız şurtsuz iş yapmaması, Ali’ye paraları koklatmaması artık Ali pezevengine de karım diye koynuna aldığı insanın ne şırfıntı, ne mal bi karı olduğunu göstermiştir umarım. Karolin’in karakolda “Aliiğğğğ ayaklarıma kapanacaksın!” diye kıçını yırtarken, “Ne diyor siz türkler? Hah kısmet..” derken de türkçenin nasıl profesörü olup çıktığını görüyoruz efendim.
Küçük Osman yine camda anasının yolunu gözlüyor. Zaten ben bu çocuğu ya yırtınarak ağlarken ya da camda, kapıda, bağda bahçede anasının yolunu gözlerken görüyorum. Prens William ile karısı Kate bu Osmancağızı evlat edinse de kurtulsa şu bebe. Bir de Mete ve Berrin Ali’nin yazdığı notu okurken bacaksızın öyle bilmiş bilmiş kafasını sallamasına yorumsuz kaldım. Büyüyünce seri katil olacak diyorlar ama o dikkatli, bilmiş duruşundan ve laflarından bana daha çok bi Mehmet Ali Birand, bi Uğur Dündar olacak gibi geliyor.
Balıkçı, daha doğrusu Hikmet Karcı elbiselerini yaktırırken acaba bundan sonra balıkçı, o sefil görünümlü adam yok da şirket sahibi, para babası Hikmet Karcı’yı göreceksiniz bundan sonra yalnızca mesajı mı vermeye çalışıyor bizlere? Onu bunu bilmem ama fonda o müzik çalarken gözlerim bi güzel doldu benim.
Devrimci Ahmet ise dağınık saç başla pek bi seksi olmuş. O paspal Berrin’in nesine bakıyor diye çok yargıladık ettik çocuğu, ama kendisinin gideri var. Salak kızımız Berrin ise camdan sevdiceğine el sallarken, gülümserken daha da salaklaşıyor. Anla işte artık Berrin: Sevmiyoruz biz seni!
Ama Ahmet’ten daha fazla dibimizin düştüğü bambaşka bir karakter var bu dizide. Soner elbette! Ancak şu aralar içimden kendisine kafa atmaktan başka bir şey gelmiyor. Sen tut o yelloz Mesude’yi sevdiceğine elti diye getir, “Ben bunu kendime karı olarak alıcam” diye ilan et Allah’ın verdiği nimeti yerken.  Sonra Aylinceğiz pencerelerde arkanızdan baka baka ağlasın, aman psikolojisini, sağlığını koruyayım diye kendini yediğin bitirdiğin kardeşin de bunu görüp daha çok üzülsün. Bana daha çok koyan aradan yıllar geçince bunların hala birbirlerine melum melum bakacak olmaları. Hadi Murat dediğin tek nefeste soluverecek çiçek de, Aşk-ı Memnu’da Nihal neydiyse Murat da bu dizi de öyle,  o yılan Mesude kafasını ezmeden ölür mü, hiç sizi rahat bırakır mı e Soner? Ben Aylin olsam parayı, malı, mülkü bırakır kaçardım o malikaneden. Soner belki elimden tutar geri getirirdi. Aylin’in de dediği gibi o kokoş yengeyle sümsük amca kaz gelecek yerden tavuk esirgemez. Nişanı mişanı bi güzel planlamışlar.
Dizide paralel olarak anlatılan iki mutsuz aşk da seyircinin yüreğini parçalıyor. Muallakta olan bir şey de bu İnci Hoca’nın yaşını başını almış bi öğretmen olmasına rağmen Mete’ye içten içe bi yüz mü verdiğidir. Ancak Aylin sadece aşk acısıyla hap içerek canına kıymaya çalıştığında sevgisini sergileyen Soner alçağına kıyasla, Mete’nin İnci Hoca’sına “Geri döneceğinize söz verin!” diye haykırarak göz yaşlarıyla sarılması aşk öyle değil böyle olurmuş dedirtiyor insana. Mete’de aynı zamanda bi Kurt Cobain potansiyeli de yatmaktadır. Dua edelim de İnci Hoca hakkın rahmetine kavuşsun. İşte o zaman Mete aşk acısıyla ilhamın falan dibine vurup çok güzel şarkılar yazar, harika bi müzisyen olur.
Aşk hikayesi demişken Ali Kaptan sanırım haklıydı. “Ben sana dünya gözüyle rahat vermem Cemileeğğ!” derken doğru söylüyormuş herif. Menopoza girip girmediği tartışılan Cemile hamile kalınca adam yine “Cemile o çocuğu doğuracak!” naraları atmaya başladı demir parmaklıklar ardında. Belki bi aşk hikayesi de Cemile’nin o bıçağı Ali’ye saplamasıyla son bulmalıydı. Ama belki de tecavüz sebepli doğacak bir bebek bu çifti tekrar birleştirir, bilinmez...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder