17 Mayıs 2011 Salı

Aksini iddia etmedim

Gossip Girl 4.Sezon Finali


Hasta dediğimiz, tüm kıllıklarına rağmen acıdığımız Charlie az anasının gözü değilmiş. Carol'ın öz kızı bile çıkmadı, ve önümüzdeki sezon NYC'e döneceğinden bol bol göreceğiz kendisini sanırım. Serena onu o kadar ikna etti kendisinin tanrıça olmadığına, onun gibi etten kemikten insan olduğuna, lakin kızın sütü bozuk. İnsanlar seni bağrına basıyor, sen gidip ne tuzakların altındaki isim çıkıyorsun Charlie?
Haspam hem Dan'e aşık, hem Serena'nın elbisesini çalmış. Saçmaladıkça saçmaladı. Muhtemelen Georgina'yla da birlik olup Upper East Side'daki bebelerimizin hayatlarını sikmeye devam edecekler. Georgina zaten Milo'suna baktıracak yeni bir adam kafeslemiş, sıkılıyorum da, ekşın arıyorum da bilmem ne geziyor ortalarda.


Nate ve Dan de Serena'dan boylarının ölçüsünü aldılar tekrar. Zaten Raina babasını hapse attırdı, Chicago'ya gidiyor. Belki önümüzdeki sezon Serena Nate'e döner bilemeyiz. Dan'in gönlünün kimde olduğu ise meçhul. Ha Vanessa onun kitabının yayınladıktan sonra Blair Dan'e pas verecek de deniyor, ama bekleyip göreceğiz.
 Herkes bir yerlere dağılıyor. Vanessa da Barcelona'ya gidiyormuş. En iyi seçimi o yaptı sanırım. Gerçi Chuck ve Nate'in gözü kapalı, tek parmakla seyahat yeri seçmesi de az havalı değildi.
                                                                  
Anlamıyorum ben, herkes hayatındaki karışıklıklardan kaçmak, kafa toparlamak için şehir şehir, ülke ülke geziyor. Ben bunalsam en fazla camı açabiliyorum burada, en kötü dolmuş duraklarına kadar yürüyüp gelirim. Dersi ekip çimlerde filan otururum, öyle yani.



 Gelelim kuru fasulyenin faydalarına.. Yangından kurtulan genç kızımız, Chuck'ın ateşinden ve alevlerinden kurtaramadı yakasını. Öpüşmelerini, sevişmelerini geçtik, biz Blair cep telefonunun hızlı aramasında Chuck'ın olduğunu söylediği an bile eridik bittik. İçip dans ettikleri sırada yüreğimiz hopladı, e haydi artık düğününüz de edin şu dansı diye geçirdik içimizden, ancak nafile. Bunlar acı çekmeyi seven cinsten. Gerçek aşkı değil doğru aşkı bulmasını istedi Chuck genç kızımızın.


Tamam, o Blair'ı 2 dakika bile beklemedi ve prensinse tüm gece beklediğini söylerken ölesiye haklıydı, ama yine de ne bilelim... Birbirlerini daima seveceklerini de söyledikten sonra şu bebek yüzlü Louis'e bile düşman oluyor insan ister istemez.

 Herkes bir yerlere gitti. Serena sanırım iş buldu, ama birisinin işini elinden alarak. Kesin o çocukla da kısa bir yaz aşkı yaşar diyoruz. Ancak çöpteki hamilelik testi Blair'a mı ait, ne olacak, ne bitecek, yeni bir Milo mu gelecek bilemiyoruz. Koca bir yaz bekleyelim ve görelim. XOXO :)

14 Mayıs 2011 Cumartesi

astor's birthday

dexter'ın 4. sezon finalinde çalan müzik. hatta en güzel soundtract. dexter'ı sevmeyen bizden değildir dostlar.

10 Mayıs 2011 Salı

Dexter in 60 Seconds

Dextercığımla taşşak geçmiş allahsızlar



Gossip Girl 4.21

Prens vs. The Dark Knight

Geçen hafta bildiğimiz üzere koskoca prens kızımızın önünde diz çöküp kendisine elmas bir yüzük uzattı. Fonda çalan şarkı da burada mevcuttur.  Tabii bu şarkı Red Riding Hood'un finaline daha çok giderdi ama neyse. Gossip Girl'ü genel olarak başarılı müzik seçimlerinden dolayı eleştirmeyeceğiz. İnternetteki kaynaklardan okuduğuma göre kızlar kraliyet ailesine, bebek yüzlü ama sümsük Louis'e ölüp bitiyorlarmış. Kim ne derse desin gönlüm Chuck Bass'tan yana anacığım. Adam sonunda otel, Bass Industries, entrika, Uncle Jack filan bıraktı, asıl mutluluğun Blair'da yattığını öğrendi. Eh geç öğrenmesinden kaynaklanıyor tüm bu nişan, parti olayları da ama öğrendi nihayetinde
               Bu zenci kızla babasını en baştan beri sevmemiştim. Nate zaten yıldızı sönen bi karakter. Zenciyi sevdiğim dedi, bağrına bastı, devamlı karakter kalabalığı, diyalog bulantısı yaratıyorlar dizide. Replikleri çabuk çabuk bitsin de Blair'a dönelim diye saniyeleri sayıyorum zaten 41 dakikacık diziyi izlerken. Boşuna da nefret etmemişim, Raina'nın babası yapacağını yaptı ve patlattı tuzağı dizinin sonunda. Ha biz zaten Chuck'tan yanayız, Louis'yle işler bozulur da sonradan tekrar Chuck'a döner diye umut ettiren cinsten bir tuzak. Fakat, kimsenin koskoca Blair Waldorf'u otel tepelerinde kilitli bırakıp üzmeye hakkı yok.
 Waldorf kadınları yine şıklıklarıyle büyülediler bizi.
Öyle ki Louis'nin nemrut anası bile etkilendi. Eh, üvey babanın partideki çabalarını da unutmamak lazım. Çok tatlı bi üvey baba bu adam. Zaten Blair'ın ördek beslemesinin de bi gün bi yerde işe yaraması lazımdı artık. Ancak kendisi, yok yüzümü elmas kesti, yok Chuck'a nişanlandığımızı söylemeye gittim, yok amcasına karşı uyardım gibi bahanelerle Louis'e karşı maymun maymun yalan söylüyor. Bak Blair, koskoca Queen B.'sin, moda ikonusun, güzelsin vs. de seviyorsun be kızım sen Chuck'ı. Oyalama şu prensi artık, prensesçilik oynamayı da kes. Serena haklı bu konuda. Nitekim oncağız da yakasını kuzen Charlie'ye kaptırdı gidiyor. Kızın sorunu nedir çözemedik hala. Yok Manhattan'lı olacak, yok Dan'i kafesleyecek, en son masada sevişeceklerken Lonely Boy'dan kendisine Serena demesini istemesi olayı kopardı artık. Sorunun ne kızım senin? Topaç kılıklı. Sen kimsin, Serena kim?
Özetle Eleanor Waldorf ve kocasına iç geçiriyoruz. Kız aradı nişanlandım ana dedi, tak bittiler NYC'de. Hemen apar topar parti yaptılar, cadaloz kraliçeyi etkilediler. Blaircığım zaten doğuştan bi asalet havasına sahip, estiriyor, dağıtıyor ortalığı. Ama o bizim kalbimizde Chuck'ın otelinin kraliçesi. Finali heyecanla bekliyoruz. Charlie'nin maskesi düşecek mi? Raina'nın babası başarılı olacak mı tuzağında? Louis yeter lan bu kadarı deyip memleketine dönecek mi? xoxo :)
                           

Gossip Girl Final 5 episodes PROMO


Who will Blair choose?


6 Mayıs 2011 Cuma

Muhteşem Yüzyıl 17. Bölüm 4 Mayıs 2011

“MAHİDEVRAN’IN  1 OĞLU VAR, BENİM 2 TANE OLMALI..”

Muhteşem Yüzyıl bizimle 3 bölümdür dalga geçmekte. Sonu devamlı Leo ve Hürrem birbirini görecek mi, ay kesecekler mi birbirlerini, göz ucuyla bakacak da fark ediverecek mi Leo, bıdı da bıdı.
Bu yılan gözlü Sadıka Hatice Sultan’ın yeni transfer oldu ancak hala halvet peşinde, kuluçkaya yatmak peşinde. O sinsi bakışlarıyla başka çatılar altında da işini becerecek gibi duruyor. Kendisine aşık etti amsalak bi adamı, kullanacak babam kullanacak.
Bu bölüm genel hatlarıyla saçmalıklar silsilesiydi biraz. Bacak kadar Mustafa aniden boy attı, büyüdü, serpildi filan. O büyüme esnasında bu Pargalı ve Hatice Sultan’ın düğün günü gelemedi bir türlü. Boş bakışlı, sümsük Hatice’yle hırslı Pargalı nihayet muratlarına erdiler, seviştiler. En çok içime dert olan halvet onlarınkiydi açıkcası.





Hürrem sanki gerçekte de hamileymiş gibi pek güzelleşmiş bu bölüm, saçlarındaki dalganın artış ve beyaz elbisesinden kaynaklı bi durum sanırım. Mahidevran’ı durmaksızın göt etmesiyle hanesine artı puanlar yazdık bol bol. Oğlum oğlum diye Mahidevran’ı kızartıp morartarak dolaşıyor ortalarda. Sülüman’la aşk meşk içindeydiler hep, yok kırlarda kikirdeşmeler, yok muhabbet kuşları hediye etmeler.. Süleyman’ın Hatice Sultan’a vereceği kolye için bile “Beğenmezse bana hediye et.” Diyecek yüzü buluyor kendinde hatun. Öyle ki çocuk gibi benim bu kadar misketim var, senin şu kadar hesabı erkek evlat sayıyor kendisi. Mahidevran’ın 1 tane varsa onun 2 tane olacakmış. Nitekim bir şehzade daha verdi de Sultan Süleyman’a. Bugüne bugün 3 çocuk anası mübarek. Mahidevran ne kadar kimin oğlunun hünkar olacağı bilinmez diye hatırlatsa da bugüne bugün 3 çocuk anası Hürrem. Değinmeden geçemeyeceğim, Mahidevran Gişe Memuru adlı filmde de oynamış ve bi içim su kendileri.

Cidden Pargalı’nın yeni yuvasını frenks saraylarına benzetmekte haklılar, ancak Valide Sultan masaya pek alışamadı ve kafir icadından öteye geçemedi bu yemek masası.
Koskoca Hünkar karısı Hürrem geçmişinden çıkıp gelen ressam Leo’ya dönüp bakar mı tekrar bilinmez ama bu çocuk yemyeşil gözleriyle yeni gözdemiz gibi.

4 Mayıs 2011 Çarşamba

Öyle Bir Geçer Zaman Ki 32. Bölüm 3 Mayıs 2011

Ne Diyor Siz Türkler? Kısmet...

Cemile’nin Ali Kaptan’ı öldürmeyeceğini, öldüremeyeceğini, öldürmesi durumunda dizinin biteceğini zaten biliyorduk geçen haftadan.  Ha polislerin bok var gibi olaya dahil olmasından kaynaklı öldüremedi ve kendine kalsa o bıçağı saplar mıydı emin olamıyoruz. Eh, yok kaç yıllık kocam, yok çocuklarımın babası mantalitesiyle saplayacağına inanmıyordum ben şahsım adına, en kötü denize atar diyordum. Ali’nin hal ve tavırlarına değinecek olursak, bu adam çoluğunu çocuğunu evinden yuvasından atarken de, kaç yıllık karısını tehdit edip duvara çarparken de, anasının dizinin dibinde günah çıkarırken de, karısına kendisini oracıkta gebertmesi için yalvarırken de soğukkanlı! O tek parmağını sallayarak 30 küsür bölümdür diziyi götürüyor Ali Kaptan.
Polislerin gelmesi ise Ali Kaptan’ın siki tuttuğunun resmiydi. Karolin’in ise şartsız şurtsuz iş yapmaması, Ali’ye paraları koklatmaması artık Ali pezevengine de karım diye koynuna aldığı insanın ne şırfıntı, ne mal bi karı olduğunu göstermiştir umarım. Karolin’in karakolda “Aliiğğğğ ayaklarıma kapanacaksın!” diye kıçını yırtarken, “Ne diyor siz türkler? Hah kısmet..” derken de türkçenin nasıl profesörü olup çıktığını görüyoruz efendim.
Küçük Osman yine camda anasının yolunu gözlüyor. Zaten ben bu çocuğu ya yırtınarak ağlarken ya da camda, kapıda, bağda bahçede anasının yolunu gözlerken görüyorum. Prens William ile karısı Kate bu Osmancağızı evlat edinse de kurtulsa şu bebe. Bir de Mete ve Berrin Ali’nin yazdığı notu okurken bacaksızın öyle bilmiş bilmiş kafasını sallamasına yorumsuz kaldım. Büyüyünce seri katil olacak diyorlar ama o dikkatli, bilmiş duruşundan ve laflarından bana daha çok bi Mehmet Ali Birand, bi Uğur Dündar olacak gibi geliyor.
Balıkçı, daha doğrusu Hikmet Karcı elbiselerini yaktırırken acaba bundan sonra balıkçı, o sefil görünümlü adam yok da şirket sahibi, para babası Hikmet Karcı’yı göreceksiniz bundan sonra yalnızca mesajı mı vermeye çalışıyor bizlere? Onu bunu bilmem ama fonda o müzik çalarken gözlerim bi güzel doldu benim.
Devrimci Ahmet ise dağınık saç başla pek bi seksi olmuş. O paspal Berrin’in nesine bakıyor diye çok yargıladık ettik çocuğu, ama kendisinin gideri var. Salak kızımız Berrin ise camdan sevdiceğine el sallarken, gülümserken daha da salaklaşıyor. Anla işte artık Berrin: Sevmiyoruz biz seni!
Ama Ahmet’ten daha fazla dibimizin düştüğü bambaşka bir karakter var bu dizide. Soner elbette! Ancak şu aralar içimden kendisine kafa atmaktan başka bir şey gelmiyor. Sen tut o yelloz Mesude’yi sevdiceğine elti diye getir, “Ben bunu kendime karı olarak alıcam” diye ilan et Allah’ın verdiği nimeti yerken.  Sonra Aylinceğiz pencerelerde arkanızdan baka baka ağlasın, aman psikolojisini, sağlığını koruyayım diye kendini yediğin bitirdiğin kardeşin de bunu görüp daha çok üzülsün. Bana daha çok koyan aradan yıllar geçince bunların hala birbirlerine melum melum bakacak olmaları. Hadi Murat dediğin tek nefeste soluverecek çiçek de, Aşk-ı Memnu’da Nihal neydiyse Murat da bu dizi de öyle,  o yılan Mesude kafasını ezmeden ölür mü, hiç sizi rahat bırakır mı e Soner? Ben Aylin olsam parayı, malı, mülkü bırakır kaçardım o malikaneden. Soner belki elimden tutar geri getirirdi. Aylin’in de dediği gibi o kokoş yengeyle sümsük amca kaz gelecek yerden tavuk esirgemez. Nişanı mişanı bi güzel planlamışlar.
Dizide paralel olarak anlatılan iki mutsuz aşk da seyircinin yüreğini parçalıyor. Muallakta olan bir şey de bu İnci Hoca’nın yaşını başını almış bi öğretmen olmasına rağmen Mete’ye içten içe bi yüz mü verdiğidir. Ancak Aylin sadece aşk acısıyla hap içerek canına kıymaya çalıştığında sevgisini sergileyen Soner alçağına kıyasla, Mete’nin İnci Hoca’sına “Geri döneceğinize söz verin!” diye haykırarak göz yaşlarıyla sarılması aşk öyle değil böyle olurmuş dedirtiyor insana. Mete’de aynı zamanda bi Kurt Cobain potansiyeli de yatmaktadır. Dua edelim de İnci Hoca hakkın rahmetine kavuşsun. İşte o zaman Mete aşk acısıyla ilhamın falan dibine vurup çok güzel şarkılar yazar, harika bi müzisyen olur.
Aşk hikayesi demişken Ali Kaptan sanırım haklıydı. “Ben sana dünya gözüyle rahat vermem Cemileeğğ!” derken doğru söylüyormuş herif. Menopoza girip girmediği tartışılan Cemile hamile kalınca adam yine “Cemile o çocuğu doğuracak!” naraları atmaya başladı demir parmaklıklar ardında. Belki bi aşk hikayesi de Cemile’nin o bıçağı Ali’ye saplamasıyla son bulmalıydı. Ama belki de tecavüz sebepli doğacak bir bebek bu çifti tekrar birleştirir, bilinmez...